05 Kasım 2009 Perşembe

Sosyal Medya'ya global bir bakış

Bir kaç ay önce US'de pazarlama ve iletişim alanında çalışan ve Syracuse Üniversitesi'nde yüksek lisans yapan bir colleague ile araştırma projesine katkıda bulunmak üzere telefon mülakatı gerçekleştirdik. Konu sosyal medya ve kriz iletişimi üzerineydi fakat uluslararası düzeyde bir araştırma projesi olduğu için bölgesel bazda uygulamalarla ilgili de çok kolektif bir çalışma yapılacaktı.
Görüşme öncesinde bana yöneltilecek sorulardan bazılarını paylaşmıştım.
Geçtiğimiz günlerde bitirdiği projesini katılımcılardan biri olarak benimle de paylaştı. Ben de araştırmadan küçük notlar aktarmak istiyorum..
Araştırmaya Türkiye'nin de aralarında bulunduğu 12 ülkeden 12 iletişim şirketi katıldı. Özellikle kriz iletişiminde sosyal medyanın rolü ele alındı, danışmanlık verilen kuruluş/markaların sosyal medyada neye göre yer almalarının ya da yer almamalarının tavsiye edildiği soruldu, markaların negatif ve yanlış içeriğe karşı nasıl bir tutum geliştirmelerinin önerildiği araştırıldı.
İlginç örneklerden biri Mayıs 2009'da domuz gribi vakalarının dikkat çekmesi ve global düzeyde paniğe sebep olması ile birlikte, çeşitli kurum ve kuruluşların sosyal medyada aldığı aksiyonlarla ilgili. İnsanlar internette "domuz gribi" keyword araştırmaya girişmişken, çeşitli sağlık grupları Twitter'da söz birliği ile korkuları yaıtştırmaya çalışıyor, Meksika Turizm Ofisi bu olaydan en az yara almak için sosyal medyaya sarılıyor, Salgın Hastalık Merkezi twitter, facebook ve myspace entegrasyonu ile tansiyonu düşürmeye çalışıyor...Ve tabi bunlar geleneksel medya çalışmaları ile koordineli şekilde yürüyor...
Araştırmada değinilen noktalardan biri sosyal medyada kriz iletişiminin ülke bazında internet penetrasyonu sebebi ile ne kadar etkin olabileceği...Geçtiğimiz günlerde yapılan bir sunumda TR'nin ne kadar hızlı büyüyen bir pazar olduğuyla ilgili rakamlar yer alıyordu. Evet doğru! Ama bugünlerde TR'de "domuz gribi" gündemi parlarken, web ortamında şöyle bir arama yaptığımızda bulabileceğimiz tek şey "kafa karışıklığı"...Bu da pazar olarak büyüdüğümüzün ama aynı oranda olgunlaşamadığımızın göstergesi...Sosyal medya denilen de halihazırda alternatif bir uzay değil, gerçek hayatlarımızın bir yansıması değil mi zaten?...
Araştırmadan bir kaç nokta...
  • 12 ülke katılımcıları tarafından sosyal medyanın dominant kullanıcısı 14-35 yaş arası olarak lanse ediliyor.
  • Büyük bir çoğunluğu Obama'nın seçim başarısı sonrası sosyal medyanın siyasi oluşumlar tarafından da yoğun kullanılmaya başladığını belirtiyor.
  • Danimarka, İsrail ve TR hariç çoğunluk PR ve iletişim fonksiyonu olduğunu söylerken biz işin içine doğası gereği IT ve web fonksiyonlarını da katıyoruz. Yunanistan'da ise tamamen web fonksiyonu olarak düşünülüyor.
  • Ayrı bir fonksiyon olarak hizmet verme konusu daha çok "yeni" olarak düşünüldüğü için yarı yarıya destek buluyor.
  • Bulgaristan yüksek internet kullanımı penetrasyonu ile bu konudaki gelişmeler açık bir pazar, Hindistan'da ise hükümet her yerde internet erişimi olabilmesi için ciddi yatırımlar yapıyor.
  • Kriz iletişimi kapsamında, oluşan diyalogları gerçek zamanlı takip etme ve bilgilendirme, bazen konuşmalara müdahil olarak açıklama getirme, kriz anında bir erişim noktası oluşturma önde geliyor.
  • Sosyal medya çalışmalarını ölçümleme kapsamında en çok dikkat çekenler: sosyal ağlardaki oluşumlarda yer alan geribildirimleri değerlendirme, blog ranking ve içerik analizi, online surveyler...
  • Sosyal medyada kuralına göre oynamanın adı: Spamden kaçınma ve olumlu/olumsuz her türlü içeriği dinlemeye isteklilik
  • Sosyal medyanın fonksiyonel anlamda hala bir ground bulamamasının en büyük sebeplerinden biri şirketlerin hala control-freak tutumları ve şirket içi görevlendirme yapılan bir sorumlu olmaması.
Çalışma 12 ülkeden 12 isim ile gerçekleştirildiği için bir anlamda iletişim profesyonellerinin kendi gözlemleri ile sınırlı. Olabildiğince objektif verilen cevaplardan derlenen sonuçlar yine de ortaya global bir resim koyuyor.
Küçük bir detay olarak araştırma içinde geçen quotelarda TR'de bir iletişim profesyoneli olarak verdiğim cevapların sık sık kullanıldığını gördüm. Bu da TR'nin yakında global düzeyde ses sahibi olacağını hissettiriyor. Son dönemde bir çok TR şirketinin global düzeyde aldığı ödüllerle de bunu gözlemlemek mümkün.
Araştırma, IABC ve PRSA'de de yayınlanacak...

29 Ekim 2009 Perşembe

KSS Çözümleri Pazaryeri ve HAS Akademi

Daha önceki yazılarımdan birinde bahsettiğim Türkiye Kurumsal Sosyal Sorumluluk Derneği'nin CSR Europe ile ortak düzenlediği "KSS Çözümleri Pazar Yeri" 23 Ekim 2009 tarihinde İstanbul'da gerçekleşti.

Türkiye'de Kurumsal Sosyal Sorumluluk alanında çalışmaların hızlandırılması için büyük önem taşıyan projeye aralarında Unilever, P&G, Turkcell gibi Türkiye'nin ve dünyanın önde gelen markaları katılım gösterdiler.
Karne töreninde en yüksek notu alan kurumlara ve KSS uygulamalarına ulaşamasam da, katılım gösteren şirketler ve projeleri hakkında yayınlanan online katalogu inceleyerek en azından kendi top 5imi seçtiğimi söyleyebilirim:).

http://www.kssd.org/dl/katalog.pdf

Bu çalışmalar dışında ise asıl bahsetmek istediğim geleceğin " KSS Önderleri" ni yetiştirme amaçlı olarak kurulan Kadir Has Üniversitesi KSS Akademisi. Üniversite ve Türkiye KSS Derneği işbirliği ile kurulan akademi, bir çok sosyal paydaş için bir KSS merkezi işlevi görürken-bana göre en önemlisi- bugünün öğrencileri yarının ise liderleri için bir bilinç aşılama görevi görüyor. Nitekim Sosyal Sorumluluk dersi, eğitim takvimine zorunlu ders olarak girmiş durumda, öğrenciler STK'lar ile tanıştırılıyor, kaydadeğer sosyal sorumluluk projeleri bizzat öğrenciler tarafından hayata geçiriliyor.

TED, Futuristler, Sosyal Sorumluluk Dernekleri, Akademiler... Bir çok oluşum, dünyanın geleceği için şimdiden düşünüyor ve çalışıyor. Tüm bu çalışmalar arasında ise yeni jenerasyonu bugünden bilinçle donatma konusunun kurumsal bazda Türkiye'de de bir üniversite tarafından sahiplenilmiş olması gerçekten alkışı hakediyor.

Türkiye Kurumsal Sosyal Sorumluluk Çözümleri Pazaryeri

28 Ekim 2009 Çarşamba

Fashionable İstanbul'a Blogger Damgası!

Farkındayım, uzun zamandır birşeyler karalayamıyorum. Fakat bu sırada boş durmadık, çalıştık:) Aslında blogumda kendi yaptığımız işlerden bahsetmeyi pek sevmesem de geçen hafta gerçekleşen Fashionable İstanbul'u atlamak istemiyorum...:)


Yurtdışı moda şovlarında şahit olduğumuz blog yazarlarını davet etme ve içeriden canlı canlı bildirimde bulunmalarını sağlama durumunu Fashionable İstanbul için de gerçekleştirdik. Moda konusunda aktif içerik üreten, bu konuda bilgi düzeyi ile iddialı olan blog yazarlarını kotamız dahilinde davet ettik. Kendileri de bizi kırmayarak bu muhteşem etkinlikte heyecanımızı paylaştılar:)


Tüm bu çalışmalar sonucunda davet edilen blog yazarlarımız, 50nin üzerinde blog yazısı, 100lerce tweet, 350 küsür fotoğraf yayınlayarak orada bulunamayan ve etkinliği bloglar üzerinden takip etmek isteyenlere canlı canlı ulaştı. Özellikle backstage de neler olduğunu izlemek ayrı bir heyecan kattı. Bir dolu yorum ve bir dolu teşekkürle, blog yazarları gözünden bunları okumak gerçekten müthişti. Yorumları takibe ve bilgilendirme yapmaya devam ediyoruz...



Etkinlikle ilgili neler tweetlenmiş bakmak isteyenler özellikle #fashionableistanbul u takip edebilirler.


Benden haberler şimdilik bu kadar...:)